2 dk okuma
Fotoğraf: Dosseman, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Termal suların ördüğü beyaz yamaçtan Roma'nın şifa kentine, Laodikeia'nın ticaretinden bugünün tekstil şehrine: Denizli'nin hikâyesi.
Denizli'nin hikâyesi, yerin altından gelen sıcak sularla başlar. Lykos (bugünkü Çürüksu) vadisinin kenarında yüzeye çıkan kalsiyumlu termal sular, binlerce yıl boyunca yamacı bembeyaz travertenlerle kapladı. Türkçede "pamuktan kale" anlamına gelen Pamukkale adı, bu görüntüden gelir.
M.Ö. 2. yüzyılda Bergama kralları, travertenlerin üzerindeki düzlükte Hierapolis'i kurdu. Roma döneminde termal suları sayesinde bir şifa kenti olarak büyüyen Hierapolis'e, dört bir yandan hastalar ve ziyaretçiler geldi. Kentin büyük nekropolü, burada yaşamını yitirenlerin çokluğunu gösterir.
Vadinin karşısındaki Laodikeia ise ticaretle zenginleşti. Yün ve tekstil üretimiyle tanınan kent, erken Hristiyanlık döneminde de önemli bir merkezdi. Bugün Denizli'nin tekstil şehri olması, bu bölgenin binlerce yıllık dokuma geleneğiyle şaşırtıcı bir süreklilik gösterir.
Orta Çağ'da bölge Selçukluların eline geçti; Ak Han gibi kervansaraylar, ticaret yollarının yeniden canlandığı bu dönemin izleridir. Bugünkü Denizli şehri, antik kentlerin biraz güneyinde, bol su kaynaklarının çevresinde gelişti.
Bugün Denizli'de bu katmanları aynı günde görmek mümkündür: sabah Hierapolis'in tiyatrosu, öğlen Laodikeia'nın sütunları ve akşam teleferikten görülen modern şehir.