2 dk okuma
Fotoğraf: Murat Özsoy 1958, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Antik Dorylaion'dan Osmanlı Odunpazarı'na, demiryolundan üniversitelere: Eskişehir'in yeniden yeniden kurulan hikâyesi.
Eskişehir'in hikâyesi, antik çağda Dorylaion adıyla bilinen bir kentle başlar. Şehrin kuzeyindeki Şarhöyük'te bulunan kalıntılar, bu yerleşimin binlerce yıllık geçmişini gösterir. Güneydeki Frig Vadisi ise Friglerin kayalara oyduğu anıtlarla bölgenin en eski izlerini taşır.
Orta Çağ'da Dorylaion, Bizans ve Selçuklu arasında el değiştiren bir sınır kenti oldu. Osmanlı döneminde şehir, bugünkü Odunpazarı'nın bulunduğu tepenin çevresinde gelişti; Kurşunlu Külliyesi ve konaklar bu dönemin mirasıdır.
19. yüzyılın sonunda demiryolunun şehre ulaşması, Eskişehir'in kaderini değiştirdi. İstasyon çevresinde yeni mahalleler kuruldu, şehir bir sanayi ve ulaşım merkezine dönüştü. Aynı dönemde Kırım'dan ve Balkanlar'dan gelen göçmenler şehrin nüfusunu ve kültürünü zenginleştirdi; çibörek bu göçlerin sofradaki izidir.
20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan üniversiteler, Eskişehir'i bir öğrenci şehrine dönüştürdü. Son on yıllarda tramvay hattı, Porsuk kıyısının düzenlenmesi, Sazova Parkı ve Odunpazarı'nın restorasyonu şehrin yüzünü yeniledi.
Bugün Eskişehir'de yürürken bu katmanları bir arada görmek mümkündür: Odunpazarı'nın konakları, Porsuk'un köprüleri ve sokaklardaki genç kalabalık.