2 dk okuma
Fotoğraf: EvgenyGenkin, Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0
Urartu krallarının kayalığa kurduğu başkentten Akdamar'ın kabartmalı kilisesine, Selçuklu mezar taşlarından bugünün kahvaltı sofralarına: Van Gölü kıyısının binlerce yıllık hikâyesi.
Van'ın hikâyesi, M.Ö. 9. yüzyılda göl kıyısındaki sarp kayalığın üzerine kurulan Tuşpa'yla başlar. Urartu krallığının başkenti olan Tuşpa'dan yönetilen devlet, Doğu Anadolu'nun büyük bölümüne hâkim oldu. Urartular, kayalara oyulmuş mezarları, kanalları ve Çavuştepe gibi kaleleriyle bölgeye kalıcı izler bıraktı.
Urartu'dan sonra bölge, Persler ve ardından farklı krallıklar arasında el değiştirdi. 10. yüzyılda Vaspurakan krallığının hükümdarı I. Gagik, gölün ortasındaki Akdamar Adası'na dış duvarları Eski Ahit sahneleriyle süslenmiş bir kilise yaptırdı.
11. yüzyıldan itibaren bölge Selçuklu ve ardından çeşitli Türkmen beyliklerinin yönetimine girdi. Gevaş ve Ahlat çevresindeki işlemeli mezar taşları ve kümbetler, bu dönemin en güzel eserleridir. 17. yüzyılda Hakkari yolu üzerinde yükselen Hoşap Kalesi ise yerel beylerin gücünü gösterir.
20. yüzyılın başındaki savaşlar, kalenin eteğindeki Eski Van şehrini yerle bir etti. Bugünkü Van, birkaç kilometre doğuda yeniden kuruldu ve zamanla Doğu Anadolu'nun en büyük şehirlerinden birine dönüştü.
Bugün Van'da bu katmanları bir arada görmek mümkündür: Urartu kitabeleri, Akdamar'ın kabartmaları, Selçuklu mezar taşları ve sabahın erken saatlerinde kurulan uzun kahvaltı sofraları.